top of page

Eko Kaygı: Dünyayı Kurtarma Yükünü Tek Başına Taşımak Zorunda Değilsin

  • Yazarın fotoğrafı: Hale Acun Aydın
    Hale Acun Aydın
  • 4 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Eko kaygı gündemimizde yer bulmaya başlayan bir kavram.


Özellikle bizim neslimize ve sonraki nesile baktığımızda geri dönülemez bir yerde olduğumuzu düşünen ve bu yükü tek başına taşıdığını düşünen çok kişi var. Gençler aynı zamanda yetişkinlere karşı hayal kırıklığı da yaşıyorlar.


Bu sayfada buluşanlar olarak hepimiz farklı düzeylerde eko kaygıyı yaşıyoruz. Öncelikli hatırlamamız gereken yaptıklarımızın tabii ki dünya için bir karşılığı olduğu ve dünyayı kurtarmanın sadece bizim elimizde olmadığı. Eko kaygıyı hissettiğiniz anlarda yapabileceğimiz basit ama etkili şeyler var, görselleri kaydırarak bunları görebilirsiniz.


Ancak bu kaygının ileri boyutta olduğu durumlar olabilir.

Bunalmış veya güçsüz hissetmek, uykusuzluk, iştah azalması ya da odaklanamama gibi fiziksel belirtiler yaşamak durumlarında destek almak yerinde olacaktır.


Eko kaygı nedir ve nasıl çözebiliriz?
Eko kaygı nedir ve nasıl çözebiliriz?

İşte eko kaygıyla baş ederken bana ve birçok kişiye iyi gelen 5 küçük ama etkili hatırlatma:


1. Kendimize Bakmayı ve Mola Vermeyi Unutmamak

Dünyayı kurtarma yükünü tek başımıza omuzlayamayız. Sürekli “daha fazlasını yapmalıyım” hissi, bir süre sonra tükenmişliğe dönüşür.

Bazen en sorumlu davranış, durmak ve nefes almaktır. Haberlerden uzaklaşmak, ekran süresini azaltmak, zihni dinlendirmek…

Unutmayalım: Kendine iyi bakamayan biri, uzun vadede kimseye iyi gelemez.


2. Doğada Vakit Geçirmek

Doğayla ilgili kaygı yaşarken, doğanın kendisiyle temas kurmak şaşırtıcı şekilde iyileştirici.

Bir parkta yürümek, bir ağaca yaslanmak, toprağa basmak… Doğa sadece korunması gereken bir alan değil; aynı zamanda bizi regüle eden bir kaynak.

Doğada vakit geçirmek, hatırlatır: Her şey hâlâ bitmiş değil ve hâlâ bağ kurabileceğimiz bir dünya var.


3. İklim Konusunda Eyleme Geçmek

Eko kaygının en zor taraflarından biri, çaresizlik hissi. Bu hissin panzehirlerinden biri ise eylem.

Bu büyük bir şey olmak zorunda değil:

  • Alışkanlıklarını sorgulamak

  • Daha az tüketmek

  • Yerel bir girişimi desteklemek

  • Bilinçli seçimler yapmak

Hareket etmek, “Ben tamamen güçsüz değilim” duygusunu besler. Bu da kaygıyı azaltır.


4. Farkındalık Yaratma Çalışmalarına Destek Olmak

Herkes sahada olmak zorunda değil.Ama herkes bir şekilde katkı sunabilir.

Bir yazıyı paylaşmak, bir kampanyayı duyurmak, bir etkinliğe katılmak… Farkındalık çalışmaları, bireysel kaygıyı kolektif bir sese dönüştürür.

Ve insan, yalnız olmadığını hissettiğinde hafifler.


5. Benzer Duygulardaki İnsanlarla Bir Araya Gelmek

Eko kaygı çoğu zaman sessiz yaşanır.“Abartıyor muyum?” diye sorgulanır.

Oysa aynı duyguları yaşayan insanlarla konuşmak, inanılmaz bir rahatlama sağlar. Anlaşıldığını hissetmek, yükü paylaşmak gibidir.

Bu bir arkadaş sohbeti olabilir, bir topluluk, bir atölye ya da bir online grup.


Önemli olan şu: Bu duyguyla tek başına olmadığını bilmek.


Eko kaygı, bastırılması gereken bir his değil.Ama onun hayatımızın direksiyonuna geçmesine de izin vermek zorunda değiliz.


Küçük molalar, küçük adımlar ve paylaşılan duygular… Bazen dünyaya iyi gelmenin ilk yolu, kendimize iyi gelmekten geçiyor.

Yorumlar


bottom of page